|
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ABD'ye giderken yolda gazetecilere yaptığı açıklamada, "Teyit edilmemiş bilgilere göre 50'ye yakın yaralı, 10 şehidimiz var" demiş.
İhehe din savaşı yürüten bir kuruluş mu? Nasıl olur da dışişleri bakanı on ölüye şehit der? Bunlar insani yardım götürüyordu hani? Din savaşına mı gittiler ki bunlara şehit diyorsunuz? Ölenleri şehit diye göstermek İsrail'in ekmeğine yağ sürmekten başka hiçbir işe yaramaz. İsrail zaten "Bunlar aslında Hamas'ın Türkiye'deki uzantıları, savaşmak için geliyorlar, gemilerinde de silah var" demiyor muydu?
Haklı olduğunuz bir konumdan İsrail'i haklı çıkartacak bir konuma gelmek işte buna denir. Aferin Ahmet Beye. Dışişleri Bakanı dediğin işte böyle "ince" diplomasi uygular.
İsrail'in yaptıklarına gelince... Yıllardır ne yaparsa yapsın bu ülkeden hesap sorulmuyor. Şimdi de böyle olacak. Batı yine İsrail'in arkasında duracak. Çünkü onların kafasında da bunun insani bir yardım olmadığına ilişkin düşünceler var. Davutoğlu'nun bu açıklaması karşısında pek de haksız sayılmazlar...
AKP'liler aslında bunu hep yapıyor. Gerçek düşüncelerini bu gibi durumlarda faş ediyorlar. Tayyip Bey'in grizu patlamasında ölen maden işçileri için kaderleri öyleydi demesi gibi... Madem kader aşılamıyor o zaman hastalanınca hastaneye niye gidiyorsunuz? Kaderde ölmek varsa doktor sizi nasıl kurtaracak değil mi? Mantık hatası var şeriatçılarda...
Şeriat zaten tümden bir mantık hatası değil mi? Kaş da kıldır saç da, kaşını gösterebilirsin ama saçını gösteremezsin... Saçını kesersen yerine yenisi gelir ama elini ya da ayağını kesersen yerine yenisi gelmez. Ama saç kadının en değerli varlığıymış. Mantık hatası...
Kafanın dışını kapatsan da içi önemlidir. İçini kapatmadıktan sonra nereni kapatırsan kapat önemli değildir...
İsrail karşısında yapılabilecek çok bir şey olduğunu da sanmıyorum. Tepkiler de maç iptali, büyükelçiyi geri çağırmak falan gibi olabilir.
Ama eğer büyük oynamak istiyorsanız büyük devlet olmalısınız. Onun yolu da güçlenmekten geçiyor, ağır sanayini kurmaktan geçiyor. Her yıl bir milyon kişi artarak bunu becermek ise imkansız. Her yıl bir milyon kişiye yeni yol, kanalizasyon, okul, ev yapmak, eğitim, sağlık hizmeti vermek çok çok zor... Bunu yaşayarak görüyoruz.
Ama başbakan tüm gençlere "en az üç çocuk yapın" diyor. İki çocuk yeterli oysa ki... Nüfusu yerinde tutar. Ama zaten dörtten aşağı çocuk yapmayanlar bile bu söz üzerine çocuk sayısını beşe altıya çıkarıyor. Sonra da hiçbir şey kimseye yetmiyor. Pasta aynı ama paylaştırılan kişi sayısı her yıl bir milyon kişi artıyor. Böyle giderek büyük devlet olmak imkansız.
AKP'li başbakan bunu görmüyor... Bir mantık hatası daha...
AKP'lilerin mantık hatalarını alt alta koyarak kalın ciltli bir kitap elde edebilirsiniz. Ama ne yararı var? AKP bir yandan da şunu düşünmeli... İhehe Saadet Partisi'ne daha yakın bir kuruluş. Biliyoruz ki hükümet "Bu yardımı gelin Kızılay kanalıyla yapın" dedi. Ama İhehe kabul etmedi.
Çünkü amaç yardım değil aynı zamanda AKP'yi de zora sokabilecek bir şeylerin olmasıydı. Yine bildiğimiz kadarıyla AKP SP'yle dalaşmamak için sesini çıkaramadı. Ama olayın vahim boyutlara ulaşmasından sonra her dertle uğraşmak AKP'ye kaldı. SP çocuğu İhehe eliyle doğurtup AKP'nin kucağına verdi. Şimdi çocuğun tüm sorunlarıyla AKP uğraşacak. Politika böyle bir şey işte. Çok saf kişilerin yapabileceği bir sanat değil...
Metin Gülbay 31 Mayıs 2010
|