AnaSayfa
Doğacı
Sinema
Müzikoman
Dile Düşenler
Yazarlar
  Rıdvan Akar
  Suna Aras
  Metin Gülbay
  Necla Akgökçe
  Tomris Özden
  Handan Koç
İletişim
 
 

 
Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner!


Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner... AKP'nin Erzincan'da bir yol kazası yaptığını artık kabul etmek gerekiyor.

AKP'nin belki yine gizli gündemi yok diyeceğim ama bir cemaat taraftarı bir bakana telefonda kendileriyle birlikte ihaleye katılan bir şirketin diskalifiye edilmesini EMREDİYOR, bakan da bunu emir gibi dinliyor. "Sen kimsin yahu" demiyor...

Şimdi buradan cemaatlerin AKP üzerindeki yoğun etkisinden başka çıkarılacak sonuç var mı?

Erzincan Savcısı bir ihbar üzerine 2007 yılında bir soruşturma başlatıyor. İsmailağa Cemaati'nin yasadışı işler yaptığını ileri süren ihbara dayanan savcı telefonların dinlenmesini istiyor.

Ortaya çıkan sonuç ise vahim. Cemaat gerçekten de yasalara uymayan işler yapıyor. Ama ortada silahlı örgüt gibi bir durum yok. Bu andan sonra Erzurum cumhuriyet savcısı olayı ortaya çıkaran Erzincan Savcısına "Sen bu olayı bize devret çünkü İsmailağa Cemaati silahlı bir örgütmüş" diyor.

Bunun üzerine soruşturma delilleriyle birlikte Erzurum Savcılığının denetimine geçiyor. Kısa bir süre sonra birden 26 yıl hapis istemiyle yargılanması gereken sanıkların tümü salıveriliyor. Deliller de kayboluyor.

Hükümet Erzurum Savcısına "Dur kardeşim, hani silahlı örgüttü bunlar niye salıyorsun" diyeceğine, Erzincan Cumhuriyet savcısı görevden alınıyor üstelik bir de Ergenekon örgütü üyeliği suçlaması geliyor.

Efendim neymiş, bu savcı hakkında 2009 yılında evrakta sahtecilik falan gibi suçlamalarla dava açılmış.

Peki niye açılmış bu dava?

2007 yılındaki cemaat soruşturmasının acısını çıkarmak için.

Yani savcıya deniyor ki sen misin cemaat hakkında soruşturma açan bak bakalım biz senin başına ne çoraplar öreriz?

Bu durum karşısında ne yapmak gerekiyor?

Savcıya sahip çıkmak ve yasaların uygulanmasını sağlamak.
Peki AKP ne yapıyor?

Erzincan Savcısını ezmek, davanın içeriğini untturmak, bu davadaki kendi yediği "kayısıları" yok saymak için ne gerekiyorsa yapıyor.

Bu duruma karşı çıkmak, hukukun yanında yer almak gerekmiyor mu?
Gerekiyor.

Peki herkes hukukun yanında yer alıyor mu?
Hayır.

Bu işin içinde Ergenekon var mı?
Hayır.

Derin devlet var mı?
Hayır.

Aynı savcı JİTEM'i de araştırttığına göre işin içinde askerler var mı?
Yine hayır.

Peki o zaman Erzincan savcısına niye sahip çıkılmıyor?
Bunu bu durum karşısında hukuka karşı hala AKP'yi destekleyen liberal gazeteciler ve akademisyenler hakkında ne düşünmeliyiz?

Niye böyle yapıyorlar?

Hani "Doğru yaptığı müddetçe AKP'nin yanındayız, yanlış yaptığı zaman karşısına geçeriz" diyenler nerede?

Eğer cemaat militanları devlet ihalelerinde bakanı araya sokup ihale kazanmaya çalışıyorsa, "çocukları okuldan alalım Kuran ezberletelim, ama yanlızca ezberlesinler, bir şey anlamasınlar" diyorsa, bir sürü karanlık işleri yapıyorsa (T24 haber sitesinde diğerleri okunabilir) buna karşı çıkmak gerekmiyor mu?

O zaman Ergenekon yapılanmasının karşısına Şeriatçı yapılanmanın konulacağı ortaya çıkmaz mı?

Amaç Ergenekon yapılanmasını kırıp yerine demokrasiyi getirmek değilse herkes neden bu mücadeleye destek versin?

Hangisi kazanırsa kaybeden halk olacağına göre "Yesinler birbirlerini" diyen Melih Pekdemir haklı çıkmayacak mı?

Yoksa AKP'ye yanlış yaptığı halde destek verenler de tıpkı cemaatler gibi devletin nimetlerinden mi yararlanıyor?

Çünkü bunun başka açıklaması olamaz.

Metin Gülbay
19.2.2010

 
19 Şubat 2010 Cuma - Ortakhaber.com
Yazıcıya gönder

 

 
Site Arşivinde :
 
 Anket
AKP'nin polis devleti kurma yönünde hareket ettiğini düşünüyor musunuz?
 
Evet
Hayır
Fikrim yok