AnaSayfa
Doğacı
Sinema
Müzikoman
Dile Düşenler
Yazarlar
  Rıdvan Akar
  Suna Aras
  Metin Gülbay
  Necla Akgökçe
  Tomris Özden
  Handan Koç
İletişim
 
 

 
Bugün çok mutsuzum, çünkü evren çok büyük...


Bir uçtan diğer uca 13,8 milyar ışık yılı. Işığın saniyede 300 bin kilometre hızla yayıldığını düşünün. 13,8 milyar yılda ne kadar kilometre gider? Bu sayıyı sayfanın sonuna kadar rakam yazsak sığdıramayız.
İnsanoğlunun böyle bir yolu kat etmesi bugünkü teknolojiyle olanaksız.
Bu kadar büyük bir “şey” bana çok anlamsız geliyor.
Niye bu kadar büyük?
İnsanoğlunun yanı sıra başka canlıların da bulunduğu varsayılsa bile bu büyüklüğe yine de bir anlam verebilmek mümkün değil.
Evren niye bu kadar büyük?
Böylesine bir büyüklüğü algılamak bile mümkün değil.
İnsan küremizin uydusu Ay’a ancak ulaşabildi.
Belki on yıl içinde Mars’a gidilecek ama o kadar.
Diğer gezegenlere gitmek mümkün değil çünkü onların çoğu donmuş gazdan oluşuyor.
Eh Merkür “yanıyor”, Venüs ise zehirli ve bir şey bulamayacağımızı biliyoruz, o zaman niye gidelim?
Kalıyor geriye Güneş sistemi dışına çıkmak.
Saatte 40 bin kilometre hızla gidiyor insan yapımı araçlar.
Oysa ışık bir saatte bir milyar seksen milyon kilometre gitmiş oluyor.
Arada 27 bin kat fark var. Işık bizim araçlardan 27 bin kat hızlı hareket ediyor.
O zaman yalnızca bir ışık yılı uzaktaki bir gök cismine gitmek için 27 bin yıl gerekiyor.
Yani bu da imkansız görünüyor.
Sizin aklınıza ne geliyor bu durumda?
Benim aklıma bugünkü bilgimizin sınırlarını zorlayan şeyler geliyor.
Başka koordinat sistemlerine geçerek yolculuk yapmak mümkün olur mu acaba insanoğlu için?
Hareket hızı bizim yüz bin katımız olan maddeleri biz göremeyiz.
Hareket hızı bizim yüz binde birimiz olan maddeleri de hareketsiz diye niteleriz. (Taş ve kaya gibi.)
Biz evrende bu halimizle hareket etmek zorunda mıyız?
Belki değiliz.
Bunu anlamamız için şu andaki teknolojimizin çok üzerine çıkmamız gerekiyor. Saatte üç yüz bin kilometre hıza ulaşmamız gerek öncelikle. Bakalım vücudumuz buna ne tepki veriyor?
Sonra dakikada üç yüz bin kilometre hız ve saniyede üç yüz bin kilometre hız…
Einstein’a göre E=mc2 kuramı uyarınca bir cismin ışık hızına ulaşması mümkün değil. Formüldeki E enerji, m (mass) kütle, c de ışık hızının karesi anlamına geliyor. Enerjinin ışık hızına eşit olabilmesi için m’nin sıfır olması gerekiyor. Yani kültesi olan hiçbir şey ışık hızına ulaşamaz anlamına geliyor bu da.
Eh o zaman kütlemizden vazgeçemeyeceğimize göre bu vücutla ışık hızında gitmemiz mümkün değil. Üstelik bir de bir uzay aracının içinde bulunmamız söz konusu.
Bu yüzden başka bir “şey” olması gerekiyor.
Belki de insanoğlunun vücudu bu formüle uygun davranmaz. Belki hız artsa bile sürtünmesiz (atmosferin olmadığı uzayda) ortamda biz bu hızı algılayamadığımız için belki bunu başarabiliriz. Belki de şu anda fizik yasalarına göre “atıyorum” da farkında değilim.
Bilmiyorum. Kimse de bilmiyor.
Ama evrenin bu büyüklüğü karşısında öylesine aciz durumdayız ki şu anda atıp tutmaktan başka yapabileceğimiz hiçbir şey yok.
Hem bu bilgimiz ve teknolojimizle ışık hızına ulaşsak bile, yani varsaysak bile, en yakın galaksiye (örneğin Andromeda) gitmek bile iki milyon yılımızı alacak. Yani işimiz yine zor.
Oooof of.
Bu evren niye bu kadar büyük ki?

Metin Gülbay
15.1.2010

 
15 Ocak 2010 Cuma - Ortakhaber.com
Yazıcıya gönder

 

 
Site Arşivinde :
 
 Anket
AKP'nin polis devleti kurma yönünde hareket ettiğini düşünüyor musunuz?
 
Evet
Hayır
Fikrim yok