|
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ devlet memuru mudur? Evet. Devlet memurları siyasi demeç verebilir mi? Örneğin karayolları genel müdürü basın toplantısı düzenleyip başbakanı ve partisini eleştirip halkı ona karşı kışkırtabilir mi? Hayır. Peki devlet memuru olan İlker Başbuğ nasıl siyasi demeç verebiliyor? İşte bu sorunun yanıtı yok. İlker Başbuğ üzerindeki üniformaya ve arkasındaki silahlı güce güvenerek atıp tutuyor. Kendisi herhangi bir siyasi parti kurup seçimlere girse basın kendisine böyle yüz verir mi? Hayır. Hulki Cevizoğlu'nun durumu ortada... Abdüllatif Şener'in durumu ortada... Necmettin Erbakan'ın bile durumuna bakın... Başbuğ elinde silah karşısındaki silahsız kişiyi döven "kahraman" gibi... Eğer kendisi gerçekten kahraman ise, er kişi ise çıkarır üzerinden o üniformayı emekli olur, girer bir siyasi partiye veya kurar bir siyasi parti bakarız ne kadar oy alır, ona göre de kendisine iltifat edilir... Ama bu yaptığı erkekliğe sığmıyor. Askerliğimi yaparken bir üsteğmenden, iki astsubaydan ve bir binbaşıdan tokat yedim. Astsubaylardan biri terhis olmamdan iki gün sonra sözleştiğimiz gibi evime geldi. Resmi giysileriyle ve bir astsubay arkadaşıyla gelmişti. Kapıdan girince "Abi öpeyim" diye elime uzandı. Zor engel oldum. Aramızda çok yaş farkı vardı. "O gün bitti artık sen benim ağabeyimsin" dedi. Estağfurullah" dedim. Ama içim burkuldu. Durumunun farkındaydı. Askerlik yaparken ellerinde bulundurdukları gücün çok farkındaydı. Ama askerlik bitince bana karşı tamamen sıradan bir yurttaş kimliğine dönmüş ve büyüğüne saygı küçüğüne sevgiyi temel ahlaki değerlerinden sayan sıradan yurttaşlarımızdan biri haline gelmişti. Çünkü askerken yaptığı şeyin yanlış olmasına rağmen yapılması gerektiğini düşünüyordu. Çünkü askerlik ona göre de mantıksız bir disiplin demekti. Ama askerlik kışlanın kapısında sona eriyordu. Oradan çıkınca sivil biri karşısında sıradan Türkiye vatandaşları gibi davranmaya başlıyordu. Doğal olan da buydu belki... Ama İlker Başbuğ (ardılları da dahil) böyle düşünmüyor. O sivillere de sanki askermiş gibi davranıyor. Halbuki biz kışlanın dışındayız. Artık onun emrindeki erler, subaylar değiliz. Ama o hiç tınmıyor bile... Siyasi konuşmalar yapıyor, emirler veriyor, atıp tutuyor. Siyasilerin genelkurmay başkanının konuşmasına tepkilerine bakınca yolun sonunda vara vara "Kadrinin götürdüğü yer"e varacağımızı görüyoruz...
Metin Gülbay 18.12.2009
|