|
|
Suna Aras
arassuna@gmail.com |
|
| |
| “İnanamadım Şok Oldum” başlığıyla yayımlanan yazı yanıtsız kalabilir mi? - |
| 25 Mart’ta yayımlanan yazımızın konusunu oluşturan iddialar, internet ortamında ne kadar dolaştı, nerelere, kimlere ulaştı bilmiyorum. Ama konumuz olan haberi gönderen kurumdan aldığım bilgilere göre, aynı yazı Erbakan ailesinin avukatına iletildi ve “bu haberin doğru olup olmadığı” soruldu. Ve bu güne kadar hiçbir cevap alınamadı....devamı |
| |
| Savaş ölüsü çocuklardan, çocuklara mektuplar... (3) - |
| “Mezopotamya. Acısı kabuk tutmayan yara.
Ölümün bitmedi ki. Bir kapı açıldı sonsuz acıya. Bu acı günlük değil. Ne haftalık, ne aylık, ne de bir kaç yıllıktır. Bu acı elden ele taşınacak bayraktır. Bu acı açık seçik.
Bu acı göz göre göre. Barbarların sofrasına bir güzel. Meze olsun diye yaşatılmıştır....devamı |
| |
| Her birimiz bir vatan hainiyiz! - |
| Yeter artık… Gündemi değiştirmekte üstünüze yoktur doğrusu. İnsana küçük dilini yutturma gibi bir yeteneğiniz olduğunu ve bu yeteneğinizin oldukça gelişmiş olduğunu yeterince kanıtlamış durumdasınız. Bu anlamda daha fazla çaba harcamanız gerekmiyor. Yeterince biliyoruz sizleri... ...devamı |
| |
| Halkıma dokunma (!) mı... - |
| Nedense içimizden geçirdiklerimizi, birisi yüksek sesle dile getirdi mi rahatsız olmadığımız halde, rahatsız oluyormuşuz gibi yapıyoruz. İçimizden “oh iyi yaptı “derken “halkıma dokunma” feryadı ile bir yerlere de yağlama yaparak “uslu çocuk” görüntüsü vererek, ne olur ne olmaz diye dokunulmazlık önlemi alıyoruz....devamı |
| |
| Hep ölüm havasında çalarlar davulları! - |
| Davulu taşıyanların düşünü savaş barbarlığı besledikçe, barışı dileyenlerin düşü de kanadı kırılmış bir kuş gibi yığılıp kalıyor önümüzde....devamı |
| |
| Faşistlere nal toplatan sözde “sol" - |
| Maskelerin düştüğü bir dönemeçten geçiyoruz. Bu işler böyledir zaten. İnsan maske takıyorsa o maskeyi sonsuza kadar mümkün değil yüzünde taşıyamaz. Bir gün süreç sizi öyle bir köşeye sıkıştırır ki, maskenizi kendi ellerinizle söküp atarsınız. Atmak zorunda kalırsınız ve gerçek yüzünüz görünür....devamı |
| |
| Şef Seatle’ye mektup - |
| Işıltılı gökyüzü değişti Şef Seatle. Kararmış bulutlarının öfkesi, merhamet etmeyenlere, merhamet göstermiyor artık. Gökyüzünün ölüm burgacı, denizin öfkesiyle birleşti. Doğanın intikamı “Büyük Beyaz Reis” in, sarsılmaz sanılan imparatorluğunun kılıfını parçaladı. Zavallı, cılız bedeninin o iğrenç ve acıklı görüntüsü taşındı evlerimize. ...devamı |
| |
| Gül, çiçek, kadın, sanat… - |
| “Zaten kadının kendisi güldür, çiçektir, şiirle ne işi var?” Kadına “gül” veya “çiçek” diyen mantığın altında ne yatıyor? Bu güzel görünümlü, doğa estetiğinin göz bebeği olan bitki türünün başkaca görevi nedir? Nasıl yararlanılır bu otgiller cinsindeki bitkiden? Bence en yararlı görevlerinden birisi balın oluşumundaki etkisidir....devamı |
| |
| İnsanın en güzeli Atilla İlhan’a - |
| Kaç gündür yüreğimde bir boşluğun ateşi körüklenip duruyor. Kaç gündür açıp açıp kapatıyorum bilgisayarı. Daha dün, tabutuna titreyen ellerimle dokunsam da, bir demet karanfille güle güle desem de bu gerçek değişmiyor. Sanki gördüğüm bu kötü rüya, tuşlara dokunduğum an gerçek olacak......devamı |
| |
| Dumansız anların dışa vurumu - |
| Gök merdivenler çakıyorum en uçsuz içlerime. Yıldız vuruşmalarının bucaksız şenliğinde. Aşk dilinde göz dili söz dili bilmecesi. Geç diyorum hepsini geç git kendime. Ama olmuyor işte. Takılıp kalıyorum o anda o noktada. “O nokta neresi” diye de sorma. Hangi karanlık çekimlerin ağız boşluğu....devamı |
| |
|
|
|
|
|